Mevsim Geçişlerinde Cilt Bakim Rutini Önerileri

      M.Sc. Mehtap ARSLAN AYDIN

      Uzman Kozmetolog ve Öğretim Görevlisi, 

      Kozmetik Teknolojisi Program Başkanı 

      İstanbul Kent Üniversitesi

      mehtap.arslanaydin@kent.edu.tr

      mehtap.arslan@gmail.com

      Şu bir gerçek ki cildimiz, dış dünya ile aramızdaki en büyük, en akıllı ve en dinamik kalkan. Bu kalkan, çevresel faktörlere karşı sürekli bir adaptasyon süreci içinde. Havadaki nem oranı, sıcaklık, rüzgar şiddeti ve UV indeksi gibi değişkenler, cildin biyokimyasal dengesini doğrudan etkileyen faktörlerden. 

      Tüm bu saydıklarımdan ötürü, yılın 365 günü aynı kozmetik ürünleri kullanmak, cildin değişen ihtiyaçlarına karşılık veremez, siz de takdir edersiniz ki! Bu nedenle mevsim geçişlerinde cilt bakım rutinini güncellemek, sadece kozmetik bir alışkanlık değil, dermatolojik bir gereklilik olmalı.

      Sağlıklı bir cilt için kişi kendi cildini her mevsim çok iyi tanımalı ve cildinin fizyolojik yapısını koruyarak iklimsel değişimlere sorunsuz adapte olmasını sağlayacak ürün arayışında olmalı. Hepimizden “1” tane var dünyada ve biricik olduğumuz için en büyük organımız olan cildimize iyi bakmak da bizim yükümlülüğümüz!

      Gelin mevsim geçişlerinde neler yapılabilir birlikte bakalım.

      KIŞTAN İLKBAHAR VE YAZA GEÇİŞ  

      Cildin “uyanış, hafifleme” dönemi olan bu zamanda havaların ısınmasıyla birlikte, bilindiği gibi cildin sebum üretimi artar. Ek olarak, artan sıcaklık ve nem, ter bezlerini daha aktif hale getirir. O açıdan kış aylarında hayat kurtaran yoğun ve oklüzif (kapatıcı) kremler, bu dönemde gözenekleri tıkayarak komedon (siyah/beyaz nokta) ve akne oluşumunu tetikleyebilir.

      Neler yapabiliriz?

      Temizleyici Değişimi: Kışın kullanılan yoğun temizleme balmları veya krem temizleyiciler yerine, cildi nazikçe arındıran ama kurutmayan hafif jeller veya suyla aktifleşen toz temizleyiciler tercih edilebilir. 

      Artı bir özellik olarak toz formdaki temizleyiciler, hem su içermeyen yapılarıyla sıfır atık felsefesine uygundur hem de seyahat dostu, sürdürülebilir alternatiflerdir. Gezegenimizi önemseyen bizler için oldukça güzel ürünler arasındadır, toz formdaki temizleyici ve peeling ajanlar. Benim de favori ürün listemde yer alıyor, laf aramızda.

      Nemlendirici Formülasyonu: Bu dönemlerde daha fazla güneş ışığı ile karşı karşıya kalındığından ve cilt daha fazla kurumaya meyilli olduğundan ötürü hiyalüronik asit, gliserin veya aloe vera gibi humektan (su tutucu) özellikli, su bazlı jeller veya losyonlar ile cildinizi ağırlaştırmadan nemlendirebilirsiniz.

      Antioksidan Kalkanı: Hepimizin bildiği gibi, UV ışınlarının şiddetlendiği bahar ve yaz aylarında serbest radikaller cilde daha fazla saldırır.  Sabah rutinine, örneğin ileri dönüştürülmüş narenciye kabuklarından elde edilen doğal C vitamini ekstreleri gibi güçlü antioksidan serumlar eklemek, cildi serbest radikallere karşı korur. Tabii C vitamini içeren ürün kullanımı sonrası güneş kremi kullanmayı unutmuyoruz!

      Güneş Koruması (SPF+PA): İlkbahar ve yaz rutininin en önemli cilt bakım adımı hiç şüphesiz ki güneş korumasıdır. Geniş spektrumlu, cilt tipine uygun bir güneş kremi rutinin assolisti olmalıdır.

      YAZDAN SONBAHAR VE KIŞA GEÇİŞ 

      İlkbahar ve yazın görkemli ve de iç ısıtan havalarından sonra sıcaklıkların düşmesi, rüzgarın artması ve iç mekanlardaki ısıtıcıların havayı kurutması, ciltteki nemin hızla buharlaşmasına (TEWL) neden olur. Tüm bu etkenlerden ötürü cilt bariyeri zayıflar, ciltte kızarıklık, gerginlik ve kuruluk baş gösterir. Bu dönemde amaç cildi “kışlık manto” gibi sarıp sarmalamak ve ona bir bebek hassasiyeti ile yaklaşmak olmalıdır. 

      Temizleyici Değişimi: Köpüren ve cildin doğal lipit tabakasını soyan agresif temizleme ürünleri bir sonraki ilkbahar ve yazı beklemek üzere rafa kaldırılmalıdır. Seramid veya doğal yağlar içeren krem bazlı temizleyiciler, her ne kadar ürün su ile ciltten uzaklaşsa da yıkama aşamasında bile cildi onarmaya başlar. O açıdan cilt bariyerini destekleyici, cildin florasını destekleyici aktifler içeren temizleyiciler tercih edilmelidir.

      Bariyer Onarıcı Nemlendiriciler: Kış rutini, cildin tuğla-harç dediğimiz yapısını güçlendirmelidir. Sentetik içerikler yerine, gıda endüstrisinin yan ürünü olan soğuk sıkım üzüm çekirdeği yağı, nar çekirdeği yağı veya yulaf özleri gibi biyouyumlu, “food-grade” hammaddeler içeren yoğun kremler tercih edilebilir. Bu doğal yağlar, içerdikleri esansiyel yağ asitleri ile cildi besler ve yalıtır. Aynı zamanda cildin yazın kaybettiği nemi yerine koyarken cilde tazelik getirir.

      Peeling ve Yenilenme: Yazın kalınlaşan ve güneş hasarı alan stratum corneum’u yenilemek için asit kullanımı (AHA/BHA) sonbaharda rutine dahil edilebilir. Ancak cilt zaten soğuktan kurumaya meyilli olduğu için, bu işlem haftada 1-2 kez ile sınırlandırılmalı, ürün üzerinde yazılan kullanma talimatlarına uygun şekilde kullanılmalı ve sonrasında cilt üzerine mutlaka bariyer onarıcı bir ürün kullanılmalıdır.

      Tüm bu verileri toparlamak gerekirse, cilt bakımı statik bir reçete değil, aksine hava durumuyla, yaşantımızla ve çevremizle sürekli diyalog halinde olan canlı bir süreçtir. İçerik etiketlerini doğru okumak, cildin sesini dinlemek ve doğanın sunduğu sürdürülebilir aktifleri içeren ürünleri rutinimize dahil etmek, her mevsimi sağlıklı ve ışıltılı bir ciltle karşılamamızı sağlar.

      Peki böyle bir cildi 4 mevsim hangimiz istemeyiz ki!