Kozmetiklerdeki “Mikroplastik” Nedir ve Mikroplastiklere Doğal Alternatifler Nelerdir?

      M.Sc. Mehtap ARSLAN AYDIN

      Uzman Kozmetolog ve Öğretim Görevlisi

      İstanbul Kent Üniversitesi

      Kozmetik Teknolojisi Program Başkanı

      mehtap.arslanaydin@kent.edu.tr

      mehtap.arslan@gmail.com

      Kişisel bakım rutinlerimizde pürüzsüz bir cilt, kusursuz bir dokunuş ve kalıcı renkler ararken, gezegenimize bıraktığımız kalıcı izleri çoğu zaman fark etmiyoruz.  “Pürüzsüzleştirici” veya “arındırıcı” etiketiyle sunulan birçok ürünün arkasında, su kaynaklarımızı ve deniz ekosistemini sessizce zehirleyen bir gerçek yatıyor. “Mikroplastikler!”

      Yeşil kimya prensiplerinin ve Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi dönüştürücü politikaların ivme kazandığı günümüzde hem kozmetik içeriklerindeki hem de ambalajlardaki mikroplastik gerçeğiyle yüzleşmek ve doğayla uyumlu alternatiflere yönelmek artık bir tercih değil, gezegenimize karşı ivedilikle almamız gereken zorunlu bir sorumluluk!

      Peki Mikroplastikler Kozmetik İçeriklerde Neden Kullanılır?

      Mikroplastikler, boyutu 5 milimetreden küçük olan sentetik, suda çözünmeyen polimer parçacıklarıdır. Genellikle Polietilen (PE), Polipropilen (PP), Polimetil Metakrilat (PMMA) gibi isimlerle katı formda, Polyurethane, PVP, PVA ve Naylon gibi isimlerle sıvı formda içerik listelerinde yer alırlar.

      Kullanım amaçları arasında ölü deriyi ciltten uzaklaştırmak, kremlerde & losyonlarda ipeksi bir his oluşturmak, güneş kremlerinde suya dayanıklılığı & saç spreylerinde saça tutunmayı sağlamak ve renkli kozmetiklerde ürünün ciltte kalıcılığı arttırmak gibi durumlar vardır.

      Üreticiler bu hammaddeleri içeriklerine ucuz ve stabil oldukları ve yukarıda saydığım amaçlar için dahil ederler. Ancak bu kısa vadeli bir kazançtır. Çünkü uzun vadede doğa zarar görür ve bu durumu engellemek de ancak bilinçli tüketicilerin sektörü yönlendirmesi ve mikroplastikler yerine doğal alternatiflerin kullanılması ile mümkündür.

      Mikroplastiklerin İnsana ve Çevreye Etkisi

      Kozmetik ürünlerindeki mikroplastiklerin en sinsi özelliği, lavabodan akıp gittikten sonraki yolculuklarıdır. Boyutları o kadar küçüktür ki, atık su arıtma tesislerindeki filtreleri kolayca aşarak nehirlere ve okyanuslara ulaşırlar.

      *Çevresel etkileri: Deniz canlıları bu plastikleri yiyecek sanarak tüketir. Bu durum, canlıların sindirim sistemlerini tıkayarak açlıktan ölmelerine veya gelişim bozuklukları yaşamalarına neden olur.

      *İnsan sağlığına etkileri: Besin zincirine giren mikroplastikler, deniz ürünleri tüketimi yoluyla insan vücuduna da ulaşır. Güncel araştırmalar, insan kanında, plasentada ve hatta anne sütünde mikroplastik partiküllerine rastlandığını kanıtlamıştır. Bu sentetik maddelerin vücutta birikmesinin endokrin sistemini bozabileceği, hücresel stresi artırabileceği ve uzun vadede inflamatuar hastalıklara yol açabileceği aşikardır.

      Mikroplastiklere Alternatif Olan Doğal Çözümler

      Sürdürülebilirlik odaklı kozmetik formüllerinde, sentetik polimerlerin yerini alabilecek son derece etkili, biyolojik olarak parçalanabilir ve hatta “yenilebilir” alternatifler pek tabi mevcuttur.

      *Peeling için gıda atıklarının ileri dönüşümü (Upcycling)

      Sentetik mikro boncukların en güçlü alternatifi, gıda endüstrisinin yan ürünlerinden elde edilen doğal eksfoliyanlardır. Döngüsel ekonomi prensiplerine mükemmel uyum sağlayan bu içerikler hem atık miktarını azaltır hem de cildi nazikçe arındırır. Örnek verecek olursak öğütülmüş çekirdekler ve kabuklar, antioksidan açısından zengin olmasıyla selülit karşıtı ürünlerde ve vücut peelinglerinde kullanılabilen kahve telvesi, özellikle hassas ciltler için yatıştırıcı ve çok hafif bir fiziksel eksfoliasyon sağlayan yulaf ve pirinç kepeğigibi hammaddeler bu grup içindedir.

      **Ürünlerin kıvamını arttırmak için bitkisel polimerler

      Kozmetik ürün kullanıcılarının çok sevdiği o ipeksi dokuyu sağlamak için silikonlar ve sıvı plastikler yerine, bitkisel kaynaklı jel yapıcılar ve kıvam artırıcılar kullanılabilir. Örneğin doğal sakızlar (gums), kahverengi ve kırmızı alglerden elde edilen aljinat ve karragenan gibi deniz yosunu türevleri, bitki hücre duvarlarından elde edilenselüloz gibi.

      ***Ürün kalıcılığının artması için film oluşturucu ajanlar

      Makyaj malzemelerinde ve güneş koruyucularda kullanılan sıvı plastiklerin yerine,candelilla&carnauba waxı veya jojoba esterlerikullanılabilir.

      ****Biyobozunur gelişmeler

      Parıltılı ve simli makyaj ürünleri için ise artık mika, sentetik florlogopit veya okaliptüs ağacı selülozundan elde edilen biyosimlerkullanılmaktadır.

      Görüldüğü gibi güzelleşmek uğruna gezegene zarar vermek durumunda değiliz. Birçok alternatif mevcut birçok fonksiyonel fayda için. Bu yüzden sürdürülebilir ürünler üretmek istiyorsak bu alternatiflere yönelmek elzem. Çünkü kozmetik endüstrisinde sıfır atık, ileri dönüşüm (upcycling) ve yeşil kimya sadece birer trend değil gezegenimizin geleceği için artık zorunluluk. Üreticilerin formüllerini bu yönde modernize etmesi ve şeffaf INCI listeleri sunması ne kadar önemliyse, tüketicilerin de etiket okuma alışkanlığı kazanmaları, ürün etiketlerinde “Microplastik İçermez” sertifikasını aramaları ve doğaya saygılı üretim yapan markaları desteklemeleri şart.

      Tükettiğimiz gıdalar kadar, cildimize sürdüğümüz ürünlerin de içeriğine ve doğadaki ayak izlerine dikkat ettiğimizde denizlerin kirlenmediği, döngüsel ekonominin desteklendiği, gerçekten “temiz” ve sürdürülebilir bir güzellik anlayışını inşa edebiliriz. Çünkü güzelleşmek uğruna hiçbir şeyi umursamadığımızda değil, çevremizle uyum içinde ürünler üretip kullandığımızda daha “güzeliz!”